Ana Menü
Ana Menu
Anasayfa
Makaleler
Forum
Resimler
Link Bankası
İletişim
Hutbeler

Kayseri Eğt. M.
Bursa Eğt. M.

Dosyalar
DOSYALAR
İLİTAM DÖKÜMANLARI
İHTİSAS DÖKÜMANLARİ
AÖF İLAHİYAT
GÖREVDE YKS. SINAVI
KPDS ARAPÇA
KPDS FARSÇA
İHTİSAS S. SORULARI
HAC S. SORULARI
YURTDIŞI S. SORULARI
Yeni





Yeterlik Sınavı Soruları ve CevaplarıTıklayınız.


İhtisas Kursu Sınavı- Soru ve CevaplarıTıklayınız






Yaz Kur'an Kursu Takip ve Değerlendirme DökümanlarıTıklayınız


2009 Yılı HAC-Sağlık Personeli Testi Soru ve Cevapları Tıklayınız







Radyo Mihrap
Çevrimiçi Kullanıcılar
Çevrimiçi Ziyaretçiler: 3

Çevrimiçi Üyeler: 0

Toplam Üye Sayısı: 645
En Yeni Üye: eymen
IV. Dinî Yayınlar Kongresi Sonuç Bildirgesi admin, 03. november 09
DİB HaberlerKlâsikler, kültür ve medeniyetlerin kurucu metinleridir. Onların gün yüzüne çıkarılmasında şimdiye kadar olması gereken özen ve titizliğin gösterildiği söylenemez. Böyle olduğu için bugün klâsiklere duyulan ihtiyaç toplumsal bir beklentiye dönüşmüş durumdadır.

Klâsikler, kültür mirasımızın kök hafızalarıdır. Bugün bu hafızaların günümüzü inşa sürecinde sağlayacağı imkânlar göz ardı edilemez. Dinî klâsikler, İslâm geleneği ve kültür havzası içinde üretilmiş muteber metinleri ifade etmektedir. Bu bağlamda ilimden sanata kadar her alanda medeniyetimizin temel referans ve kodlarını içinde barındıran klâsiklerimiz, aynı zamanda İslâm ilimlerinin belli başlı alanlarını da kapsamaktadır.

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından birincisi 31 Ekim-02 Kasım 2003, ikincisi 05-07 Kasım 2004 ve üçüncüsü 28-30 Ekim 2005 tarihleri arasında düzenlenen ve geleneksel hâle gelen Dinî Yayınlar Kongresinin dördüncüsü, 30-31 Ekim 2009 tarihleri arasında “Dinî Klâsikler” konusunu ele almak üzere Ankara’da gerçekleştirilmiştir.

“Dinî Klâsikler” konusunun ele alındığı IV. Dinî Yayınlar Kongresinin amacı dinî klâsiklerin toplumun her kesimi tarafından yeni bir duyarlılıkla anlaşılmasına katkı sağlamaktır. Bu çerçevede, geleneğimizden süzülerek günümüze ulaşan evrensel değerlerimizi, zengin ilmî ve kültürel mirasımızı geleceğe taşımak gayesiyle dinî kültürümüzün yapı taşları olan dinî klâsiklerin yeniden neşri meselesini konunun uzmanlarıyla ele alıp değerlendirmek, böylece dinî hayatımıza ışık tutacak ve toplumun dinî ihtiyaç ve beklentilerinin sağlıklı bir şekilde karşılanmasında pratik açılımlar getirecek bir düşünce zemini oluşturmak ve Başkanlığımızca neşredilmesi düşünülen klâsiklerle ilgili bir yol haritası belirlemek hedeflenmiştir.

36 bilim adamı ve araştırmacının katılımıyla gerçekleştirilen kongrede dört oturumda; Müslümanların bilimler tarihinde 800 yıl süren yaratıcı merhalesini ne kadar tanıyoruz, bir medeniyet tezahürü olarak klâsikler, dinî klâsiklerin toplumsal zemini, kültürler arası geçişlilik ve klâsiklerimiz, klâsiklerin ürettiği paradigmalar, klâsik kaynakları anlamak bakımından şerh ve haşiye geleneği, modern bilgi sistematikleri ve klâsikler, İslâm düşünce geleneğinin sürekliliğinde klâsiklerin rolü, klâsiklerin dili ve söylemi / klâsikleri okuma yöntemi, klâsiklerin çevirisi ve yorumu sorunu, klâsiklerin referans değeri, din dilini oluşturmada klâsikler, dinî hayatı besleyen klâsikler, klâsiği günümüze ve geleceğe taşıma sorunu, temel ahlâk klâsiklerimiz ile Anadolu’da dinî hayatı şekillendiren klâsiklerin yeniden neşri konuları ele alınmıştır.

Ayrıca kongreye, dinî klâsikleri neşreden 20 yayınevinden temsilciler de gözlemci olarak katılmıştır.

IV. Dinî Yayınlar Kongresinin sonunda aşağıda belirtilen konularda görüş birliği sağlanmıştır:


İslâm medeniyetini inşa eden dinî, ilmî, edebî, ahlâkî klâsikler konusunda toplumsal bir bilinç oluşturmak, genç kuşakların tarih, kimlik ve aidiyet bilincini psikolojik bir özgüvenle geliştirmesi açısından önem arz etmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı, bu bilinci oluşturmak için bir dizi faaliyet başlatmalıdır.
Anadolu İslâm kültürünün şekillenmesinde önemli rolü olan halk klâsiklerini, yazıldığı çağı ve şartları göz ardı ederek anakronik biçimde istihza konusu yapan yaklaşım tarzı en hafif ifadeyle indirgemeci bir tutumdur. Bu tür eserleri, İslâm tarihi ve geleneği içinde bir bütün olarak ele almayan ve toptan olumsuzlayan bir yaklaşım, klâsiklere yönelik oluşturulması gereken bilinci olumsuz yönde etkilemektedir. Bilimsel eleştiri sınırlarını aşan, indî ve parçacı yaklaşımlarla İslâm medeniyetinin inşasında referans değeri taşıyan klâsikleri değerlendirmek kabul edilemez. Binaenaleyh sorumlulukları gereği basın-yayın organlarının bu konuda hassasiyet göstermesi önem arz etmektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığı, günümüzde dinî ve manevî hayatın geçmişle ilişki kurularak inşasında ve sürdürülmesinde öncelik arz eden dinî, ilmî, edebî, ahlâkî klâsiklerle ilgili bir envanter çalışması yapılmasına ve bunların kategorik olarak tasnif edilerek belli bir yayın politikası çerçevesinde neşrine öncülük etmeli ve bu amaçla bilim adamları ve yayıncılardan oluşan bir komisyon oluşturmalıdır.
Toplumun dinî düşünce ve hayatında etkin yeri olan ve kuşaklar arasında köprüler oluşturan klâsiklerin çevirisinde bireysel çabalar zaman zaman yetersiz kalmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı, İlâhiyat Fakülteleri ve ilgili fakültelerle iş birliği hâlinde bu nevi eserlerin günümüz Türkçesine aktarılmasına öncülük etmelidir. Böylece klâsiklerin doğru anlaşılması ve daha geniş kitlelere ulaştırılması sağlanmalıdır.
Diyanet İşleri Başkanlığı, dinî klâsiklerin özel yayınevleri tarafından neşir faaliyetini önemli bir aktivite olarak görmekte, bu tür çabaların devamlılığını arzu etmekte ve bu yayınların tercüme ve neşrinde gereken dikkat ve özenin azamî derecede gösterilmesi gerektiğine inanmaktadır.
Diyanet İşleri Başkanlığının; vaaz, hutbe ve irşad faaliyetlerinde dinî klâsiklerden yeterince yararlanmaması önemli bir eksiklik olarak görülmektedir. Bu bağlamda Başkanlık, çeşitli türlerden dinî klâsikleri setler hâlinde neşretmeli veya bazı dinî klâsiklerden seçkiler yaparak yayınlamalı ve imkânlar ölçüsünde görevlilerine ücretsiz olarak ulaştırmalıdır.
Diyanet İşleri Başkanlığının, İslâm medeniyeti içinde ortaya çıkan irfan geleneğinin temel klâsiklerinden herhangi birini bugüne kadar neşretmemiş olması önemli bir eksiklik olarak değerlendirilmektedir. Özellikle vaaz, hutbe ve irşad faaliyetlerinde ortak bir gönül dilinin oluşumuna katkı sağlamak için bu tür temel klâsiklerin Başkanlıkça neşredilmesi önem arz etmektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığı, hem Selçuklu-Osmanlı klâsiklerinin neşrine öncelik vermeli hem de Cumhuriyet döneminde yayınlanma fırsatı bulan ve bugün yeniden basımına ihtiyaç duyulan Sahîh-i Buharî Muhtasarı Tecrîd-i Sarîh Tercemesi ve Şerhi ile Hak Dini Kur’an Dili gibi eserleri bunlar üzerinde yapılan bilimsel çalışmalardan da istifade ederek tekrar neşretmelidir.
Diyanet İşleri Başkanlığı, 2010 yılını Kur’an-ı Kerim’in nüzulünün 1400. yılı olması münasebetiyle “Kur’an Yılı” ilân ederek çeşitli etkinlikler düzenlemeyi plânlamaktadır. Bu çerçevede, Kur’an’a ve Kur’an ilimlerine dair bazı klâsiklerin neşrine ve tanıtımına öncelik verilmelidir.
Diyanet İşleri Başkanlığı, yeniden neşredilen klâsiklerin tenkitli okuma ve müzakerelerine imkân veren plânlamalarla Eğitim Merkezlerinde klâsik okumaları, seminer ve toplantıları düzenlemelidir. Bilhassa Osmanlı klâsiklerinin rahatça okunmasını sağlayacak seminerler düzenlemelidir.
Diyanet İşleri Başkanlığı, klâsik özelliğini haiz bazı eserlerin tahkikli neşrini özendirmeli ve bu amaçla yüksek lisans ve doktora çalışmalarına destek vermelidir.
Şimdiye kadar gerçekleştirilen yayın kongrelerinin önemli kazanımlarından biri dinî yayıncılık faaliyetinde bulunan yayınevleriyle iş birliği imkânlarının ortaya çıkmış olmasıdır. Bu iş birliğini daha da geliştirmek için Diyanet İşleri Başkanlığı Dinî Yayınlar Dairesi Başkanlığı, başta dinî klâsiklerin neşri konusu olmak üzere çeşitli konularda özel yayınevleriyle toplantılar yapmalıdır.
Diyanet İşleri Başkanlığı; dinî, ilmî, edebî, ahlâkî klâsikler konusunda bilinç oluşturmanın ve onları genç kuşaklara tanıtmanın yolunun sadece klâsik eserleri neşretmekle mümkün olamayacağı görüşündedir. Bu sebeple resmî ve özel televizyonların klâsik eserlerimizi tanıtıcı belgesel programlara yer vermesinde yarar görülmektedir.
V. Dinî Yayınlar Kongresinde, “Tarihten Günümüze Kadın Konulu Yayınlar” ele alınmalıdır.

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
İlitam-AÖF Arapça
VAKİTMATİK
Yeni Sayfa 2

TEKNİK ÖZELLİKLERİ

AÖF Arapça Kitabı
Takvim
Veda Hutbesi

İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.

ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.

ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah''ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdulmuttalib''in oğlu (amcam) Abbas''ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib''in torunu (amcazadem) Rebia''nın kan davasıdır.

İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!

Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah''tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.

MÜ''MİNLER!

Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur''andır.

MÜ''MİNLER!

Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...

ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur''an''da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah''ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem''in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O''na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

İNSANLAR!

Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz? "-Allah''ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!



Şahid ol yâ Rab!



Şahid ol yâ Rab!

Ziyaretçi Sayacı
Free Web Site Counter
eXTReMe Tracker
Theme By Selahattin YILDIRIM